|

ZEUS
(Desen:Stephan Mallarme-1860 Paris)

AKÇAY SARIKIZ HEYKELİ |
PARİS-HELEN VE TRUVA SAVAŞI
Mitolojiye göre Deniz
Tanrıçası Thetis çok alımlı ve çok güzel bir Tanrıcadır.
Kronos'un oğlu, Gök Tanrıçası Hera'nin kardeşi ve kocasi, Tanrılarin Babasi ve
Kralı Zeus ile Deniz Tanrısi Poseidon bile Thetis ile evlenmeyi çok istemektedirler.
Masal bu ya kahinler Thetis´in doğuracagi erkek çocugun babasindan daha güçlü ve akilli olacagini söylemislerdir.
Iste bu sebebtendir ki Tanrılarin Kralı Zeus ve Deniz Tanrısi Poseidon , O'nu, Aikos'un
oğlu Teselya Kralı Peleus ile evlendirmeye karar verirler...
Olympos'daki şölenlere benzer bir şölen kurulur Pelion (Teselya) Dağinda.Bütün Tanrılar ve Tanrıçalar eglenmekte ve sarkilar söylemektedir...
Ancak, Nifak Tanrıçası Erinys unutulmuştur bu görkemli şölene davet edilmeye...
Davet edilmediğine çok kızan ve şölen yerine gizlice gelen Erinys, üzerinde "
TANRIÇALARIN EN GÜZELINE " yazılı bir altın elmayı şölen masasının üzerine
geldiği gibi gizlice birakir...
Bir anda şölene katılanlar arasında huzursuzluk başlamıştır...
Erins, adıyla mütenasip bir olayı başlatmış ve nifak tohumlarını
saçmıştır.
Iste o nifak tohumlaridir ki, yillarca sürecek meshur Troya Savaşlari'nin
başlamasina sebeb olmuştur mitolojiye göre...
Şölendeki huzursuzluğun had dereceye ulaştigini gören " Göklerde Gürleyen ", "Bulutlari Devsiren",
"Şimşekler Savuran",
ve de başının bir işmarı ile Olympos Dağıi'nı titreten Tanrıların Kralı Zeus,olaya müdahale etmek ihtiyacini duyar ve Gök
Tanrıçasi Hera, Zeka Tanrıçasi Athena ve Aşk Tanrıçasi Afrodit arasindan bu
seçimin yapilmasina ve seçimi de Olympos Daği'nin en uzakbir bölümünde oturan,gene kahinlere göre büyüdüğünde ülkesinin
başina büyük bir felaket açacağı bilinen,kurban edilmek üzere bir
çobana teslim edilen,ancak çobanin merhametiyle ölümden kurtulan bir ölümlü yapacaktir...
Tanrılarin Babasi Zeus böyle istemektedir...
Bu ölümlü de, Troya Kralı Priamos'us oğlu Paris'tir.
Ida (kaz) Daği'nda herşeyden habersiz sürülerini otlatmakta olan Paris'in
karşısina cikan bu üç Tanrıça O'na iclerinden hangisinin en güzel oldugunu sorarlar...
OLAYI CANLANDIRAN BİR VAZO SÜSLEMESİ
Elmayi Paris'e teslim ederler. Paris icin gercekten zor bir seçimdir bu..
Cünkü üç Tanrıça da çok güzeldir... Paris kararsizlik icerisinde iken Tanrıçalar O'nu etkilemek icin belki de tarihin ilk rüsvetini teklif ederler...
Gök Tanrıçasi Hera, Paris'e kendisini seçtigi tadirde Asya'nin en güçlü Kralligini vaadeder..
Zeka Tanrıçasi Athena ise O'nu dünyanin en bilge kisisi yapacagini..
Ama Aşk Tanrıçasi Afrodit'in teklifi Paris icin hepsinden daha cazibelidir...
Afrodit O'na dünyanin en güzel kadinini vaadeder...
Ve Paris, dünyanin en güzel kadinina sahip olabilme uguruna tercihi Aşk
Tanrıçasi Afrodit
icin kullanarak, biraz evvel kendisine üç Tanrıça tarafindan teslim edilen Altin Elmayi Afrodit'e verir...
Hera ve Athena, Paris'in kendilerini seçmedigine çok kizmislardir ve Paris'in yanindan ayrilirken Ondan bunun intikamini
çok aci sekilde alacaklarina yemin ederler...
Günler gecer aradan, önce Paris asil ailesinin yanina döner ve günlerden bir gün bir vesile ile evine gittigi Sparta
Kralı Menelaos'un genc ve güzel karisi Helena (Güzel Helen)'ya asik olur
ve Aşk Tanrıçasi Afrodit'in yardimi ile onu kacirir...

Paris'in
Heleni kaçırışı(Yunan Vazosu) Ancak
rüzgarlar gemiyi Troya yerine Fenike'ye atar, sonra da Mısır'a geçer
ve firavundan yardım diler.Ancak rahipler Firavuna onun hıyanet içinde
olduğunu söyleyince Helen'i tutar ve Paris'e Mısır'ı terketmesini
emreder.Bu arada Yunanlılar Helen'in Troyada olduğunu zannederek onu
geri isterler.Troyalılar ise Helenin kentte değil Paris ile Mısırda
olduğunu söylerler.Buna inanmayan Yunanlılar
kendileri ile alay edildiği düşüncesi ile Menelaos'un kardeşi Agamemnon ordusu ile birlikte Troya'ya saldirir...
Ve iste Meshur Troya Savaşlari başlamistir artik...
Nifak Tanrıçasi Erins'in Pelion Dağinda sactigi nifak tohumlari yesermis ve Aka'lilarla Troya'lilara
karşı karşıya getirmistir.
Tarihin en kanli savaşlari cereyan etmege başlamistir artik... 
ANTİK
YUNAN KAHRAMANLARI FİGÜRLERİ
Yillarca süren savaşlar sonucunda Akha'lilar, Troyalilari bir savaş hilesi yapmadan yenmenin mümkün olamayacagini düsünürler.
Bunun üzerine icersine Akha'li kahraman savaşcilarin saklandigi bir Tahta At'i, Troya'nin surlarinin dibine birakarak geri cekilirler...
Akha'lilarin kactigina kanaat getiren Troya'lilar Tahta At'i iceri alarak eglenmeye
başlarlar...
Şölen sarhoslugu icerisinde bulunan Troya'li nöbetciler, Tahta At'in icersinden cikan Akha'li
savaşcilar tarafindan öldürülür ve Troya'nin kapilari Akha savaşcilarina acilir...
Ama
bakarlar ki Helen sahiden Troyada yok ve kendilerine başta ne söylendiyse
gene aynı şeyler söyleniyor,sonunda inanırlar ve Melenaos'u Mısır
Firavunu Proteus'un yanına gönderirler. Melenaos bütün
serveti ile Helen'i geri alır.Ancak ayrılırken iki Mısırlı çocuğu
kurban olarak boyunlarından bıçakla kesip suçu ortaya çıkınca bu
sefer gemileri ile Libya'ya kaçmış.....
Sonucta Troya Akha'lilarca isgal edilmis Troya Kralı Priamos ve oğlu Paris, Thetis'in torunu Neoptelamos tarafindan öldürülmüstür...
Hera ve Athena ettikleri yemini tutmuş Paris'ten öclerini almislardir...
Menelaos da karisi Helena'ya yeniden kavusmuştur SARIKIZ
SÖYLENCESİ
Marmara ve Ege bölgelerini birbirinden ayıran ve genç dağlar
grubuna giren Kazdağları'nın en yüksek tepesine Sarıkız Tepesi adı
verilmektedir. Bu tepenin adı hakkında pek çok efsane anlatılmaktadır.
1.SARIKIZ SÖYLENCESİ
Çok eski zamanlarda Güre köyünde çok güzel bir kız varmış. Bu kızı
köyün bütün gençleri sever ve evlenmek isterlermiş. Adı Sarıkız
olan bu güzel kızın babası ise bin bir zahmetle büyüttüğü kızını,
talip olan gençlerin hiç birine vermezmiş. Bunun üzerine gençler Sarıkız'a
iftira etmişler. Köylüler de Sarıkız'ın babasına giderek:
"Kızın kötü yola saptı. Ya kızını öldürürsün ya da
buralardan çekip gidersin" demişler.
Düşünüp taşınan baba, kızını öldürmeye kıyamaz; ancak köylülerin
yüzüne bakabilmek için Sarıkız'ı gözden uzak tutmak gerektiğini düşünür.
Kızını yanına alan baba, Kazdağı'nın zirvesine çıkar ve güttükleri
kazlarla birlikte kızını bırakıp geri döner. "Kurt kuş yerse
de gözüm görmesin, yaşarsa da herkesten gizli yaşasın" demiş.
Kazdağı'nda kalan Sarıkız ölmemiş ve kazlarını gütmeye devam etmiş.
Hatta yolunu, izini kaybedenlere yardımcı olmuş. Bu durum kısa zamanda
babasının kulağına gitmiş.
Kızının ölmediğini öğrenen baba, Kazdağı'na kızının yanına çıkmış.
Dağda kaz çobanlığı yapan Sarıkız, babasını görünce sevinmiş,
ona yemek ikram etmiş. Yemek sırasında babası kızından su istemiş.
Sarıkız elini uzatarak kilometrelerce aşağıdaki Güre çayından su
alarak babasına vermiş. Babası kızının ermiş olduğunu görünce
pek sevinmiş.
Sarıkız'ın öldüğü ve bugün kabrinin bulunduğu yere Sarıkız
Tepesi, babasının öldüğü yere ise Babatepe veya Kartaltepe adı
verilmektedir.
2.SARIKIZ SÖYLENCESİ
Delikanlının biri güzeller güzeli bir kıza aşık olmuş. Kız,
evlenme şartı olarak, delikanlıdan gücünü ispatlamasını istemiş.
Bu şarta göre delikanlı sırtına yüklenen tuz çuvallarını taşımak
zorundadır. Delikanlının sırtına tuz çuvalları yüklenmiş. Yamaçtan
tırmanırken çuvallar dengesini kaybetmiş ve delikanlı yuvarlanarak göle
düşmüş. Tuzlar ıslandıkça çuvallar ağırlaşmış ve delikanlıyı
suyun derinliklerine çekmiş. Köy halkıbu acıya sebebiyet verdiği için
kıza öfkelenmişler. Ona yumurtalar atmışlar. Sarı Kız adı da
buradan kalmış.
Öfkeleri yatışmayan köylüler babasına giderek kızını şikayet
etmişler ve onu yok etmesini istemişler. Babası yumurtalara bulanmış
kızını alıp tepeye çıkmış. Kızını öldürmeden önce abdest alıp
namaz kılmak isteyen baba kızından su bulmasını istemiş. Kız
delikanlının boğulduğu gölün suyundan getirmiş. Su tuzlu olduğu için
babası yeniden tatlı su bulup getirmesini istemiş. Bunun üzerine kız
ayağını yere vurmuş, o anda yerden bir kaynak suyu fışkırmaya başlamış.
Durumu gören babası kızının ermiş olduğunu anlamış ve onu öldürmekten
vazgeçmiş. Kimsenin zararı dokunmasın diye de suyun etrafını taş
duvarla çevirmiş.
Kaz dağlarının zirvesindeki bu kaynak, bugün hala yörede şifalı
olarak bilinmektedir. Ayrıca hem Sarıkız'ın, hem de babasının öldükleri
yerler kutsal sayılmaktadır. Babasının öldüğü ve bugün kabrinin
bulunduğu kabul edilen yere Kartaltepe veya Babatepe; Sarıkız'ın
kabrinin olduğu tepeye ise Sarıkız Tepesi adı verilmektedir. Bu
tepelerin ermiş bir kız ile babasına izafe edilmesi ise elbetteki eski
Türk inanışlarındaki dağ kültünün bir yansımasıdır.
Kazdağı'nın zirvesinde bulunan Sarıkız'ın kabri bugün de yöre halkı
tarafından ziyaret edilmektedir. Her yıl 14-16 Temmuz tarihleri arasında
Akçay'da yapılan Zeytin Festivali'nde Sarıkız da temsil edilmektedir.
Ayrıca Sarıkız'ın kabri başında herkesin dileğini yazabildiği büyük
bir dilek defteri bulunmaktadır
|

AFRODİT

ATHENA |